‘anadolu’ olarak etiketlenmiş yazılar

Anadolu’da Söylenen Yöresel Türküler

Cumartesi, 01 Mart 2008

Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün (ZİYA’NIN TÜRKÜSÜ) - Yozgat yöresi

(Fikriye’nin Söylediği Şekliyle)

Çamlığın başında tüter bir tütün;
Acı gormiyenin yürüğü bütün
Ziya’nın atını pazara tutun
Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,
Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Benim yarim yaylalarda oturur
Ak elini soğuk suya batırır
Demedim mi yarim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,
Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Ham meyveyi koparttılar dalından
Ayırdılar beni nalı yerimden
Demedimmi nazlı yarim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,
Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Kemal Erdinç
Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün (ZİYA’NIN TÜRKÜSÜ) - Yozgat yöresi

“At Üstünde Kuşlar Gibi Dönen Yar
Gendi gidip ehbabları kalan yar” nakaratıyla söylenen Ziya Türküsünün Hikayesi şöyledir;

Ziya yakışıklı bir delikanlıdır. Yozgat’ın Karacalar Köyündendir. Aynı köyden Fikriye adlı kızı sever ve nişanlanır. Fikriye’nin babası Karacalar Köyü imamı Ali Hocadır. Ali Hoca Kızıltepe Köyüne imam olur. Ziya sık sık nişanlısını görmeye at sırtında gider. İki tarafta birbirini oldukça sevmektedir. Ziya bir gün ekin sularken üşütmüş ve karın ağrısından şikayet etmektedir. Doktora gider ama fayda bulamaz, bir hafta içinde ölür. Bir başka söylentiye göre, Ziya Bey yakışıklı, at düşkünü, çok iyi atan binen, iyi cirit oynayan bir yiğittir. İki köy arasında oynanan ciritte attan düşer orada ölür. Fikriye, nişanlısının ani ölümü karşısında duyduğu acıyı ve kederi şiire döker böylece Ziya Türküsü ortaya çıkar. Ağıtın tamamı 30 kıtadır. Yozgat’ta çok sevilen ve söylenen bir türküdür.

Kaynak : Kemal Erdinç   

Yandım Hudey Türküsü (Türkmen Gelini) - İç Anadolu yöresi

Ev damına girdim aney,yandım hudey diley diley
Elleri hamur.
Gözünden akıyor bir sulu yağmur oy
Baba nerden aldın aney yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Odasına girdim kahve büşürür oy
Kınalı parmaklar aney yandım hudey diley diley
Fincan düşürür
Seni gören aşık aklın şaşurur oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Odasına girdim namaz’a durmuş oy
Kaşları gözleri aney, yandım hudey diley diley
Kendine uymuş
Seni gören aşık aklın şaşurmuş oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Keten köynek giymiş yakası nazük oy
Koluna yapturdum aney, yandım hudey diley diley
Altun bilezük
Öpmeye kıyamam sevmeye yazuk oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Bacasından çıkmış ayvanın dal’ı oy
Yüzüne de vurmuş aney,yandım hudey diley diley
Yazmanın alı
İşte görünüyor dünyanın halı oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Elleri kınalı aney, Yandım hudey dily diley
Taze gelini

Yandım Hudey Türküsü (Türkmen Gelini) - İç Anadolu yöresi

Seferberlik yıllarında askere alınanlar, ya çok uzun yılar sonra döner, yada hiç dönmezlermiş. Hele bu gidilen yer Yemen ise, geri dönme ihtimali hemen hemen hiç olmazmış.Çünkü gidenlerin çok azı sağ olarak geri dönüyormuş. Erzincan’dan bir delikanlı, uzun yıllar sevdiği kızla nihayet evlenir.Gelinle bir hafta bile birlikte kalmadan,askere alınarak yemene
gönderilir. Bunun üzerine hem gelin, hem de kendisi çok üzülür, ama; Çare yoktur, vatan hizmetine gidilecektir.

Askere giden delikanlıdan uzun bir zaman haber alınamaz. Bunun üzerine kendisinin öldüğüne kanaat getirilir. Bir süre sonrada bu delikanlının babası,oğlunun hanımını, yani gelinini kendisiyle evlenmeye ikna eder ve geliniyle evlenir.
Aradan birkaç sene geçer. Delikanlı bin bir türlü meşakkat!ten sonra askerliğini bitirerek Erzincan’a döner, köyüne gider. Evine varır ki, hanımı ev damında hamur yoğuruyor. Hanımı kendisini görünce şaşkınlık geçirir ve ağlamaya başlar. Delikanlı hanımına, sevineceği yerde neden ağladığını sorar. Hanımı iki gözü iki çeşme,durumu olduğu gibi delikanlıya anlatır. Delikanlı bu durum karşısında, beyninden vurulmuşa döner. Delikanlının başına gelenlere köy halkı da çok üzülür. Bu acıklı durumu;Delikanlının ağzından, aşağıdaki türkü ile dile getirirler.

Kaynak : Anonim   

Kozanoğlu - Kayseri yöresi

Çıktım Kozan’ın dağına
Karı dizleyi dizleyi
Yaralarım göz göz oldu
Cerrah gözleyi gözleyi

Kozan Dağı karlı buzlu
İçi dolu gelin kızlı
Öldürürler beyim seni
O kafirler dünden sözlü

Çıktım Kozan’ın dağına
Kurşun attım dost bağına
Aşiretten imdat olmaz
Kaçalım Kozan Dağına

Kara çadırın karası
Karıştı Kozan arası
Ben öpmeye kıyamazdım
Ak göğsü süngü yarası

Kara çadır eğmeyinen
Ucu sırma düğmeyinen
Ne kaçarsın Kozanoğlu
Beş bin atlı gelmeyinen

Kozanoğlu avdan gelir
Avını ilinden alır
Buna Kozanoğlu derler
Yiğit ölür namı kalır

Kıratım örkten boşandı
Üzengi yere döşendi
Ne yatarsın Kozanoğlu
Kılıncın eller kuşandı

Anonim

Acem Kızı - Orta Anadolu yöresi

Çırpınıp da şanovaya çıkınca
Eğlen şanovada kal acem kızı
Uğrun uğrun kaş altından bakarken
Can telef ediyor gül acem kızı

Seni saran oğlan neylesin malı
Yumdukça gözünden döker mercanı
Burnu fındık ağzı kahve fincanı
Şeker mi şerbet mi bal acem kızı

Avrupa kurban olsun kara kaşına
İngiliz Fransız değmez döşüne
Amerika Belçika düşmüş peşine
Bir de Alman kurban bil acem kızı

Söz-Müzik: Neş’et Ertaş

Aksaray Develisi - Aksaray yöresi

Eremedim vefasına dünyanın
Bülbül konmuş sarayına Konya’nın

Aksaray’dan Bakırtolu’na yol gider
Sürmelenmiş ela gözlü yol gider

Uzamışsın hay sevdiğim dal gibi
Gelip geçen selam vermen el gibi

Beyler besler merrak için tazıyı
Kadir mevlam böyle yazmış yazıyı

Devem yüksek atamadım urganı
Susadıkça ver ağzıma gerdanı

Saçım uzun ben saçımı tararım
Var mı benim Konyalıya zararım

Mehmet Tahir Sakma

Hititler

Çarşamba, 27 Şubat 2008

HİTİTLER(MÖ. 2000-MÖ. 700)
 

Hititler MÖ. 2000′li yıllarda Hattuşaş(Boğazkale) merkez olmak üzere, Labarna tarafından kurulmuş bir uygarlıktır. Bu devletin Karadeniz’in kuzeyinden(Kafkaslar) Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Ülke prensler(kral) tarafından yönetilmekteydi. Hükümdarın eşi olan Tavananna denilen prensesler de yönetimde söz hakkına sahipti. Anadolu da köklü bir kültür oluşturan Hititler, çevrelerinde kurulan medeniyetlerden etkilenmişlerdir. Doğal olarak, onları da etkilemişlerdir. Kızılırmak kıvrımı etrafında yaşayan Hititler, daha sonra Anadolu’nun büyük bir kısmına sahip oldular. Devlet, Eski Devlet, Yeni Devlet ve Geç Hitit Şehir Devletleri olmak üzere üç dönem yaşadı. Suriye hakimiyeti için Mısırlılarla savaşlar yapılmış(MÖ.1280-1296), savaş sonunda tarihe ilk yazılı antlaşma olarak geçen Kadeş Antlaşmasını imzalamışlardır. Bu antlaşma ile; Kuzey Suriye ve Kadeş, Hititlere verildi. Kadeş’in güneyinde kalan Suriye toprakları ile Filistin, Mısırlılara bırakıldı. Devlet yönetimini kolaylaştırmak için Pankuş ismi verilen meclis oluşturmuşlardır. Hitit kralları, hakimiyetin tanrı tarafından verildiğini düşünüyorlar ve tanrıya hesap vereceklerini düşünüyorlardı. Bu sebeple, yaşadıkları önemli olayları, savaşları, barışları… Anal ismi verilen yıllıklara yazmışlardır. Böylece ilk Tarih yazıcılığı başlamış oldu. Frigler, Urartular ve Asurlar’ın saldırıları sonunda Hititler MÖ. 700′ler de yıkıldı. Hitit toprakları yağmalandı. Batı topraklarını Frigler, Doğu topraklarını Urartular ele geçirdi. Daha sonra Anadolu’ya giren Asurlar ise tamamını ele geçirdi.

ANADOLU KÜLTÜR VE UYGARLIĞI

Çarşamba, 27 Şubat 2008

ANADOLU KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
 
ANADOLU DA KURULAN UYGARLIKLARIN KÜLTÜR VE MEDENİYETLERİ
 
DEVLET YÖNETİMİ
Hititlerde:
Başta kral bulunurdu (-Baş yargıç -Baş Rahip -Baş Komutandı)
Pankuş (Hititlerde Meclis)-(Parlâmento)
Tavanana (Hititlerde kraliçe)

MEMLEKET YÖNETİMİ
Kralın yanında memurlar sınıfı ile asillerden oluşan meclisler vardı. İlleri yönetmekle valiler (prensler) görevlendiriliyordu. Hititlere bağlı devletler üç gruba ayrılırdı:
1- Müttefik devlet
2- Tabii devlet
3- Vassal (bağlı) devlet
 
SOSYAL SINIFLAR
Sosyal sınıflar ülke genelinde soylular, rahipler, hürler, namralar (hür-köle arası sınıf) ve kölelerden oluşurdu. Soylular çok geniş imtiyazlara sahipti. En yüksek makamlara getirilir ve en geniş topraklara sahip olurlardı. Şehirlerde halk hürlerden (asiller, rahipler, askerler, memurlar, tüccarlar ve köylüler ) ve kölelerden oluşurdu. Anadolu’da yaşayan toplumlar fazla dindar olmadıkları için, Rahipler, Mısırdaki gibi nüfuz kazanamamışlardır.
 
Köleler:
Savaş esirlerinden oluşurdu. Tarım işlerinde çalışırlardı. Bedel ödeyerek hürler sınıfına geçebilirlerdi. Belli ölçüde mal-mülk sahibi olabilirlerdi. Yarı insan kabul edildiklerinden cezalar hürlere oranla yarı yarıya uygulanırdı.

ORDU SİSTEMİ
Eli silah tutan herkes silah altına alınırdı. Kralın, prenslerin ve valilerin özel orduları vardı.
Gerekirse ücretli askerler de orduya alınırdı. Ordu yaya ve arabalardan oluşurdu.
 
HUKUK SİSTEMİ
Hititlerde adaletin sembolü güneştir. İlk kanun koyucu devletlerden biridir. Aile hukuku (miras) düzenlenmiştir (medeni ilk yasa). Hititlerde mülkiyet hakkı ve kölenin modern hukuku vardı. Kanunlar insancıldır. Tazminat cezaları ağırlıktadır (bu konuda Sümerlerden etkilenilmiştir). En ağır cezalar Krala ve devlete başkaldırmaktır. (cezası ölümdür).

EKONOMİK HAYAT
Topraklar kralın malı sayılır ve kral adına ekilirdi. Buna karşılık özel mülkiyete de izin verilmiştir. Tarım, hayvancılık, madencilik, dokumacılık ve ticaret başlıca geçim kaynağıydı.
Ticari hayat gelişmişti. Anadolu, Kuzey Suriye ve Mezopotamya arasında ticaret gelişmişti.

YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Hitit ve Urartular, Asur çivi yazısını; Frig, Lidya ve İyonlar, Fenike alfabesini kullanmışlardır.
Hititler edebiyatın çeşitli dallarında eserler vermişlerdir. Bunların başında tanrılarına hesap verdikleri anallar ile destanlar gelir. Mezopotamya’dan etkilenilerek destanlar ve masallar kaleme almışlardır Bu destanların başında Kumarbi Destanı gelir. Gılgamış Destanı Hititçe’ye çevrildi. Hititlerin Kumarbi Destanı Yunanlıları etkilemiştir (Yunan şairi Hesidos’un Teogonya destanına ilham vermiştir). Çivi yazısını Asurlular dan alarak kullanmışlardır. Çivi yazısının yanında geliştirdikler kendi Hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır.

DİNİ İNANIŞ
Hititler başta olmak üzere Anadoludaki tüm uygarlıkların binlerce tanrısı vardı (en ünlü tanrıları fırtınalar tanrısı Teşup ile karısı Hera idi).
Lidyalılar, Kibele, Artemis, Zeus ve Apollu gibi Yunan tanrılarına tapmışlardır. Anadolu uygarlıkları, tanrılara kurban keserek, yiyecek ve içecek sunarak taparlardı.

Hititlerin ve iyonların ahiret inancı zayıftı. Urartular, ahirete inandıklarından mezarlarını oda ve ev şeklinde yaparak, içlerine eşyalar koymuşlardır.

BİLİM
Anadolu’da gelişen bilim, kendisinden önceki Mezopotamya ve Mısır uygarlıkların yanında Hititlerde Tarihçilik çok ileri bir seviyedeydi.
Anadolu’da bilim, İyonya da ileri bir seviyedeydi. İyonya’nın zenginliği, coğrafi durumu ve dış dünyayı tanımaları ve kısmen özgür şehir yönetimleri bilim ve kültür hayatını geliştirmiştir.
Yunanistan’a tesir eden iyon kültürü, Avrupa kültürünün temelini oluşturmuştur.
Özgür düşünce felsefenin doğmasına neden olmuştur.
Pisagor, matematik ve geometriye bilimsellik kazandırmıştır.

MİMARİ YAPI
Evler, saraylar ve tapınaklar yapmışlardır (dini mimari gelişti). Hititlerin İveriz Kabartmaları ünlüdür (taş işçiliği). Kral Midas’ın mezarı Frigler in en ünlü mimari eserlerdir. Heykeltıraşlıkta ileri giderek Tanrı heykelleri ve Kabartmalar yapmışlardır. Taştan ve tunçtan heykeller (sfenks: insan başlı aslan) yapmışlardır.

Frigyalılar

Çarşamba, 27 Şubat 2008

FRİGYALILAR(MÖ. 750-609)
 
Ege göçleri sonunda MÖ. 1200 yıllarında Anadolu’ya gelerek Anadolu’ya yerleşen Frigler, Hititlerin yıkılmasıyla 750 yıllarında Gordion(Ankara Polatlı) merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Gordios’tur. Devletin en önemli hükümdarı Midas’tır. Frigler savaşçı bir devlettir. Hititlerle savaşarak, onların topraklarınının büyük bir kısmını ele geçirmişlerdir. Asurlarla Anadolu hakimiyeti için savaşmışlardır. Kimmer, Lidya ve Pers saldırıları sonunda yıkılmışlardır.
Frigler, çok tanrılı dine sahipti. Tarım ve hayvancılığa çok önem vermişlerdir. Dokumacılık, kuyumculuk ve madencilikle de ilgilenmişlerdir. Fenike alfabesini kullanmışlardır. İlk hayvan öykülerini yazmışlar ve Fabl ismi verilen hikayeleri oluşturmuşlardır. Kerpiç ve tahta evleri vardı. Dokuma ve süslemecilik alanında ilerideydiler.

Lidyalılar

Çarşamba, 27 Şubat 2008

LİDYALILAR(MÖ.7.YY -MÖ.546)
 
MÖ. 1200 yıllarında Anadolu’ya gelerek, Batı Anadolu Bölgesi’nde yer alan Büyük ve Küçük Menderes ile Gediz ırmakları arasındaki verimli topraklara yerleşmişlerdir. MÖ.7.YY’ da kral Giges tarafından Sard(Manisa-Salihli) merkez olmak üzere kurulan bir devlettir. Kuruldukları yıllarda Hitit ve Frigyalılarla savaşmışlar ve onların elinde olan Batı Anadolu topraklarını ele geçirmişler ve Kimmerlerin Frigleri yıkmasıyla, bağımsız olarak devletlerini kurdular. MÖ. 585 yılında Medlerle yaptıkları antlaşmayla Kızılırmak’a kadar sınırlarını genişlettiler. Kroisos(Karun) döneminde, devlet en parlak dönemini yaşadı. Ülke altın ile doldu. Bilgin, filozof ve şairlere önem verildi. Güçlü bir ordu yerine, zayıf bir ordu(paralı) oluşturuldu. Bu da ülkenin savunulmasını güçleştirdi. Persler ile yaptıkları savaşı kaybeden Lidyalılar yıkıldı(MÖ.546). Anadolu tamamen Pers hakimiyetine girdi. Daha çok ticaretle uğraşan bu uygarlık, Efes’ten başlayıp, Sard’dan geçerek, Asurluların başkenti Ninova’ya kadar ulaşan Kral Yolu’nu yapmışlardır. Bu yol üzerinde konaklama yerleri yaptırdılar. Ticaret ile uğraşmaları sonucunda tarihte ilk madeni parayı icat ettiler. Böylece değiş-tokuş usulünün yerini para almış oldu. Mısır, Asur, Yunan ve İskit devletleriyle ticaret yapmışlardır. Çok tanrılı dini inanışları vardı. Altın, Mücevher işlemeciliği, dokumacılık, çömlekçilik, deri ve maden işlemeciliği, tarım ve ticaret ile geçimlerini sağladılar. Fenike Alfabesini kullandılar.

İyonyalılar

Çarşamba, 27 Şubat 2008

İYONYALILAR(MÖ.1200-MÖ.7.YY)
 
MÖ. 1200 Ege göçleriyle Anadolu’ya gelen İyonyalılar, Foça, ile İzmir arasındaki bölgeye yerleşerek, İzmir, Foça, Efes, Milet ve Bergama gibi şehir devletlerini oluşturdular. Denizcilik, ticaret ve sanat alanında başarı elde etmişlerdir. Şehir devletleri arasında kopukluk olduğu için güçlü bir devlet kuramamışlardır. Lidyalılar, İyonyalıların kara ticaretini engellemesinden dolayı, İyonlar deniz ticaretine yönelmişlerdir. Ege ve Karadeniz’de deniz kolonileri(ticari sömürge) kurmuşlardır. MÖ. 7.YY’da Lidya egemenliğine girmişler, daha sonra da Pers(İran) egemenliğine girmişlerdir.
Bilim ve tekniğe önem veren İyonyalılar, Ölümden sonraki yaşama inanmamışlar ve bu dünya için çalışmışlardır. Fenike Alfabesi’ni ve oluşturdukları İyon Alfabesini kullanmışlardır. Ünlü filozof ve bilginler yetişmiştir. Tales, Matematik ve Astronomi alanında, Pisogor, Matematik ve Geometri alanında yetişmiştir. Miletli Anaksimenes’de ünlü düşünürlerdendir. Pisagor dünyanın yuvarlaklığını keşfetmiş, Tales, güneş tutulmasını hesaplamış ve dünyanın ana maddesinin su olduğunu ileri sürmüş, Pisagor, Matematik ve Geometri alanında ün salmış, Aksimenes, her şeyin havadan meydana geldiğini söylemiştir.
Efes’teki Artemis ve Didim’deki Apollo tapınakları İyonlara aittir.
İyonlar; tahtadan, kerpiçten ve taştan evler, mermerden heykeller yapmışlardır