01 Mart 2008
ÜLKEMİZDEKİ ÖNEMLİ EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
Necatigil Şiir Ödülü
Şair Behçet Necatigil’in adına ailesi tarafından kurulan ödül, 1980′den beri her yıl şairin ölüm yıldönümü olan 13 Aralık’ta açıklanıyor.
Orhan Kemal Roman Armağanı
Yazarın ölüm yıldönümlerinde (2 Haziran) açıklanan armağan, bir önceki yılın yayınlanmış romanlarından birine verilir.
Sait Faik Hikaye Armağanı
Yazarın ölümünden sonra annesi Makbule Abasıyanık, oğlunun kitaplarının gelirinden karşılanmak, Sait Faik’in ölüm yıldönümlerinde (11 Mayıs) bir önceki yılın en beğenilen hikaye kitabına verilmek üzere bir Sait Faik Armağanı kurdu (1955).
Sedat Simavi Edebiyat Ödülleri
Sedat Simavi Vakfı’nca her yıl verilir.
Yunus Nadi Armağanı Yarışması
Cumhuriyet gazetesi kurucusu Yunus Nadi (Ölümü 8 Haziran 1945) adına verilmektedir.
(Melih Ergun’un Şairler ve Yazarlar -1997- adlı kitabından alınmıştır.)
Etiketler: Edebiyat, ÖDÜLLERİ, ÖNEMLİ, ÜLKEMİZDEKİ
Kategori Edebiyat | Yorum Yok »
01 Mart 2008
KÜLTÜR
Sözlük anlamıyla “1. Tarihî, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddî ve manevî değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere ilet¬mede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin, 2. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü, 3. Muhakeme, zevk ve eleştirme yetenekle¬rinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi, 4. Bireyin kazan¬dığı bilgi, 5. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme, 6. Tarım” şeklinde tanımlanan kültürün farklı alanlar için değişik tanımları ve yorumları da vardır. Atatürk’ün ifadesiyle kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebil¬diğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekayı terbiye etmektir.
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz kültür konusunda şunları söyler: “Kültür, insanı öteki yaratıklardan ayıran, dolayısıyla da yalnızca insana vergi olan bir özelliktir. En ilkel topluluklardan başlayarak en gelişmiş insan topluluklarına varıncaya kadar, bütün toplumların kendilerine göre birer kültürlerinin bulunduğu inkâr kabul etmez bir gerçektir. Ne var ki, toplumların hayat karşısındaki tutum ve davranışları biribirinden farklı olduğu, yaşayışlarında, eğitim ve düşünce tarzlarında, yaratıcılıklarında biribirini tutmayan başkalıklar bulunduğu için bu başkalıklar, kültürleri toplumdan topluma değişik ve çeşitli yapılarda karşımıza çıkarmıştır. Bir kültür için vazgeçilmez önem taşıyan unsurlar, başka bir kültür için önemsiz sayılabilir. Toplumların ve dünyadaki milletlerin mozayik hâlindeki farklı görünümleri de genellikle kültür yapılarındaki bu farklılıktan kaynaklanmaktadır.”
Kültür, milletin fertleri arasında sosyal akrabalık bağını oluşturan (başta dil olmak üzere, tarih, din, örf ve âdetler, hukuk sistemi, müzik, güzel sanatlar, ekonomi, ahlâk anlayışı ve dünya görüşü… gibi) maddî ve manevî değerlerin tümüdür ve bu değerler kültürün başlıca unsurlarını oluşturur. Bunlar o milletin fertlerini birbirine bağlarken, diğer milletlerden ayırır; içeride birleştirici, dışarıya karşı ayırıcı rol üstlenir.
Bu açıklamalardan sonra kültürün özellikleri şöyle özetlenebilir:
Kültürün özellikleri
Kültür;
1. Millîdir,
2. Tarihîdir,
3. Özgündür,
4. Milletin ortak malıdır,
5. Canlı ve tabiî bir varlıktır,
6. Ahenkli bir bütündür,
7. Özü değiştirilemez.
Devletler; milletlerin kendilerini korumak, yaşatmak ve yükseltmek için kurdukları sosyal organizasyonlardır. Devletin varlığı milletle mümkündür. Milleti ayakta tutan, ona dinamizm ve ruh veren temel güç ise millî kültürdür. Bu tarihî ve sosyal gerçek, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.” özdeyişinde veciz ifadesini bulmuştur.
DİL-KÜLTÜR İLGİSİ
Dil, millî kültürün temel unsuru ve taşıyıcısıdır. Maddî-manevî kültürel değerlerin oluşmasında ve aktarılmasında dilin inkar kabul etmez bir rolü vardır. Edipler, kendi dönemlerindeki olayların, anlayışların, geleneklerin… izlerini ister istemez, yazılı veya sözlü olarak ortaya koydukları eserlerine yansıtırlar. Bu eserleri okuyan yeni nesil, kendi kültürünü, kendi değerlerini öğrenir ve sosyal bir miras olarak kendinden sonra gelenlere aktarır. Bütün bunlar dil sayesinde gerçekleştiği için dil ve kültür birbirini tamamlayan birbirinden ayrılmayan unsurlardır.
Etiketler: KÜLTÜR, kültürün, özellikleri
Kategori Edebiyat, Türkçe | Yorum Yok »
01 Mart 2008
Dilin Özellikleri
1. Anlaşma aracıdır: Dilin birinci ve asıl işlevi anlaşma aracı olmasıdır. “Ancak onun vasıtalığını yanlış anlamamak lâzımdır. Zira dil, tabiî bir vasıtadır. Gelişigüzel bir vasıta, maddî bir vasıta, gelip geçici iğreti bir vasıta, bir alet değildir. Dil, canlı bir vasıta gibidir. İnsanlara, fertlere hizmet eder; fakat insanların, fertlerin keyfine tâbi değildir. İnsanlar, onu istedikleri biçime sokamazlar, ona değişik bir şekil veremezler. Onu olduğu gibi kabul etmeğe, onun hususiyetlerine dikkat etmeğe, onun tabiatına uymağa, onun kanunlarına boyun eğmeğe mecburdurlar.”
Yazının tamamını okuyun »
Etiketler: , Dil, Özellikler
Kategori Edebiyat, Türkçe | Yorum Yok »
01 Mart 2008
Etiketler: anlam, anlatım, bağlaç, batı, biçim, cumhiriyet, cümle, ders, divan, edat, edebi, Edebiyat, halk, islamiyet, milli, nazım, paragraf, sanat, sıfat, sözcükte, yanzimat, yapı, zamir, zarflar
Kategori Edebiyat, Türkçe, Video'lu Dersler | Yorum Yok »
27 Şubat 2008
TARİH NEDİR?
Tarih; Geçmişte yaşamış olan insanların, savaşlarını, anlaşmalarını, kültürlerini, uygarlıklarını, yaşayışlarını yer, zaman ve kişi belirterek, kaynaklara dayalı olarak, sebep - sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen bir bilim dalıdır.
Tarih, gerçekleşmiş olaylarla ilgilenir. Tarihi diğer bilimlerden ayıran birçok farklılık vardır. Bunlar arasında; Tarihi olaylar hiçbir zaman deneye ve gözleme tabi tutulamaz. Tarihi olaylar aynısıyla tekrar etmez. Ancak bir benzeri olay olabilir. Tarih Tekerrür(Tekrar) edemez. Bazen duyarız, tarih tekerrür etti diye. Bu yanlıştır. Tarihi olayları; deney yoluyla incelemek isteseydik, o olayın yaşandığı zamanın şartları nasıl sağlanacaktı? O olayda yer alan kişiler nasıl bulunacaktı? …
Tarih, geçmişi anlatır > Bugünü aydınlatır > Geleceğe yön verir.
Tarihi olaylar incelenirken birçok yöntem kullanılır. Bunlar; kaynak araştırma, kaynak tasnifi, kaynak tahlili, kaynak tenkidi, kaynakların sentezi ve sonuçtur.
Tarih denildiği zaman ise; Haberci Tarih, Hikayeci Tarih, Öğretici Tarih, Sosyal Tarih, İlmi Tarih, Siyasal Tarih, Kültürel Tarih gibi tarih alanları aklımıza gelir.
Tarihi olaylar araştırılırken, diğer bilimlerde olduğu gibi başka bilimlerden de faydalanılır.
Tarihe Yardımcı Bilimler:
1- Antropoloji: Soyları inceleyen bilimdir.
2- Arkeoloji: Kazılarda çıkan belgeleri inceleyen bilimdir.
3- Antroponomi: Kişi isimlerini inceleyen bilimdir.
4- Coğrafya: Yeryüzün ve iklim özelliklerinin insanlar üzerindeki etkilerini inceleyen bilimdir.
5- Diplomatik: Resmi belgeleri inceleyen bilimdir.
6- Epigrafya: Kitabeleri inceleyen bilimdir.
7- Etnografya: Kültürleri inceleyen bilimdir.
8- Filoloji: Dilleri inceleyen bilimdir.
9- Heraldik: Mühürleri inceleyen bilimdir.
10- Hidrografya: Suları inceleyen bilimdir.
11- Karbon 14 Metodu: Yaş hesaplayan bilimdir.
12- Kronoloji: Takvim ve zaman bilimidir.
13- Nümizmatik: Eski paraları inceleyen bilimdir.
14- Onomastik: İsim bilimidir.
15- Psikoloji: İnsanların ruhi durumunu ve karakterini inceleyen bilimdir.
16- Secere(Soy Kütüğü): İnsanların soylarını inceleyen bilimdir.
17- Paleografya: Eski yazıları inceleyen bir bilimdir.
18- Sigolografi: Armaları inceleyen bir bilimdir.
19- Sosyoloji: İnsanları ve toplumları inceleyen bir bilimdir.
20- Toponomi: Yer isimleri bilimidir.
Etiketler: 14, Antropoloji, Antroponomi, Arkeoloji, Coğrafya, Diplomatik, Epigrafya, Etnografya, Filoloji, Heraldik, Hidrografya, Karbon, KOLLARI, Kronoloji, Metodu, NEDİR, Nümizmatik, Onomastik, Paleografya, Psikoloji, Secere, Sigolografi, Sosyoloji, Tarih, Toponomi, YARDIMCI
Kategori Tarih | Yorum Yok »
27 Şubat 2008
HİTİTLER(MÖ. 2000-MÖ. 700)
Hititler MÖ. 2000′li yıllarda Hattuşaş(Boğazkale) merkez olmak üzere, Labarna tarafından kurulmuş bir uygarlıktır. Bu devletin Karadeniz’in kuzeyinden(Kafkaslar) Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Ülke prensler(kral) tarafından yönetilmekteydi. Hükümdarın eşi olan Tavananna denilen prensesler de yönetimde söz hakkına sahipti. Anadolu da köklü bir kültür oluşturan Hititler, çevrelerinde kurulan medeniyetlerden etkilenmişlerdir. Doğal olarak, onları da etkilemişlerdir. Kızılırmak kıvrımı etrafında yaşayan Hititler, daha sonra Anadolu’nun büyük bir kısmına sahip oldular. Devlet, Eski Devlet, Yeni Devlet ve Geç Hitit Şehir Devletleri olmak üzere üç dönem yaşadı. Suriye hakimiyeti için Mısırlılarla savaşlar yapılmış(MÖ.1280-1296), savaş sonunda tarihe ilk yazılı antlaşma olarak geçen Kadeş Antlaşmasını imzalamışlardır. Bu antlaşma ile; Kuzey Suriye ve Kadeş, Hititlere verildi. Kadeş’in güneyinde kalan Suriye toprakları ile Filistin, Mısırlılara bırakıldı. Devlet yönetimini kolaylaştırmak için Pankuş ismi verilen meclis oluşturmuşlardır. Hitit kralları, hakimiyetin tanrı tarafından verildiğini düşünüyorlar ve tanrıya hesap vereceklerini düşünüyorlardı. Bu sebeple, yaşadıkları önemli olayları, savaşları, barışları… Anal ismi verilen yıllıklara yazmışlardır. Böylece ilk Tarih yazıcılığı başlamış oldu. Frigler, Urartular ve Asurlar’ın saldırıları sonunda Hititler MÖ. 700′ler de yıkıldı. Hitit toprakları yağmalandı. Batı topraklarını Frigler, Doğu topraklarını Urartular ele geçirdi. Daha sonra Anadolu’ya giren Asurlar ise tamamını ele geçirdi.
Etiketler: anadolu, boğazkale, çevre, doğal, hattuşaş, hitit, Hititler, hüküm, hükümdar, karadeniz, KÜLTÜR, medeniyet, milat, prensler, tavananna, ülke
Kategori Tarih | Yorum Yok »
27 Şubat 2008
ANADOLU KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
ANADOLU DA KURULAN UYGARLIKLARIN KÜLTÜR VE MEDENİYETLERİ
DEVLET YÖNETİMİ
Hititlerde:
Başta kral bulunurdu (-Baş yargıç -Baş Rahip -Baş Komutandı)
Pankuş (Hititlerde Meclis)-(Parlâmento)
Tavanana (Hititlerde kraliçe)
MEMLEKET YÖNETİMİ
Kralın yanında memurlar sınıfı ile asillerden oluşan meclisler vardı. İlleri yönetmekle valiler (prensler) görevlendiriliyordu. Hititlere bağlı devletler üç gruba ayrılırdı:
1- Müttefik devlet
2- Tabii devlet
3- Vassal (bağlı) devlet
SOSYAL SINIFLAR
Sosyal sınıflar ülke genelinde soylular, rahipler, hürler, namralar (hür-köle arası sınıf) ve kölelerden oluşurdu. Soylular çok geniş imtiyazlara sahipti. En yüksek makamlara getirilir ve en geniş topraklara sahip olurlardı. Şehirlerde halk hürlerden (asiller, rahipler, askerler, memurlar, tüccarlar ve köylüler ) ve kölelerden oluşurdu. Anadolu’da yaşayan toplumlar fazla dindar olmadıkları için, Rahipler, Mısırdaki gibi nüfuz kazanamamışlardır.
Köleler:
Savaş esirlerinden oluşurdu. Tarım işlerinde çalışırlardı. Bedel ödeyerek hürler sınıfına geçebilirlerdi. Belli ölçüde mal-mülk sahibi olabilirlerdi. Yarı insan kabul edildiklerinden cezalar hürlere oranla yarı yarıya uygulanırdı.
ORDU SİSTEMİ
Eli silah tutan herkes silah altına alınırdı. Kralın, prenslerin ve valilerin özel orduları vardı.
Gerekirse ücretli askerler de orduya alınırdı. Ordu yaya ve arabalardan oluşurdu.
HUKUK SİSTEMİ
Hititlerde adaletin sembolü güneştir. İlk kanun koyucu devletlerden biridir. Aile hukuku (miras) düzenlenmiştir (medeni ilk yasa). Hititlerde mülkiyet hakkı ve kölenin modern hukuku vardı. Kanunlar insancıldır. Tazminat cezaları ağırlıktadır (bu konuda Sümerlerden etkilenilmiştir). En ağır cezalar Krala ve devlete başkaldırmaktır. (cezası ölümdür).
EKONOMİK HAYAT
Topraklar kralın malı sayılır ve kral adına ekilirdi. Buna karşılık özel mülkiyete de izin verilmiştir. Tarım, hayvancılık, madencilik, dokumacılık ve ticaret başlıca geçim kaynağıydı.
Ticari hayat gelişmişti. Anadolu, Kuzey Suriye ve Mezopotamya arasında ticaret gelişmişti.
YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Hitit ve Urartular, Asur çivi yazısını; Frig, Lidya ve İyonlar, Fenike alfabesini kullanmışlardır.
Hititler edebiyatın çeşitli dallarında eserler vermişlerdir. Bunların başında tanrılarına hesap verdikleri anallar ile destanlar gelir. Mezopotamya’dan etkilenilerek destanlar ve masallar kaleme almışlardır Bu destanların başında Kumarbi Destanı gelir. Gılgamış Destanı Hititçe’ye çevrildi. Hititlerin Kumarbi Destanı Yunanlıları etkilemiştir (Yunan şairi Hesidos’un Teogonya destanına ilham vermiştir). Çivi yazısını Asurlular dan alarak kullanmışlardır. Çivi yazısının yanında geliştirdikler kendi Hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır.
DİNİ İNANIŞ
Hititler başta olmak üzere Anadoludaki tüm uygarlıkların binlerce tanrısı vardı (en ünlü tanrıları fırtınalar tanrısı Teşup ile karısı Hera idi).
Lidyalılar, Kibele, Artemis, Zeus ve Apollu gibi Yunan tanrılarına tapmışlardır. Anadolu uygarlıkları, tanrılara kurban keserek, yiyecek ve içecek sunarak taparlardı.
Hititlerin ve iyonların ahiret inancı zayıftı. Urartular, ahirete inandıklarından mezarlarını oda ve ev şeklinde yaparak, içlerine eşyalar koymuşlardır.
BİLİM
Anadolu’da gelişen bilim, kendisinden önceki Mezopotamya ve Mısır uygarlıkların yanında Hititlerde Tarihçilik çok ileri bir seviyedeydi.
Anadolu’da bilim, İyonya da ileri bir seviyedeydi. İyonya’nın zenginliği, coğrafi durumu ve dış dünyayı tanımaları ve kısmen özgür şehir yönetimleri bilim ve kültür hayatını geliştirmiştir.
Yunanistan’a tesir eden iyon kültürü, Avrupa kültürünün temelini oluşturmuştur.
Özgür düşünce felsefenin doğmasına neden olmuştur.
Pisagor, matematik ve geometriye bilimsellik kazandırmıştır.
MİMARİ YAPI
Evler, saraylar ve tapınaklar yapmışlardır (dini mimari gelişti). Hititlerin İveriz Kabartmaları ünlüdür (taş işçiliği). Kral Midas’ın mezarı Frigler in en ünlü mimari eserlerdir. Heykeltıraşlıkta ileri giderek Tanrı heykelleri ve Kabartmalar yapmışlardır. Taştan ve tunçtan heykeller (sfenks: insan başlı aslan) yapmışlardır.
Etiketler: anadolu, asillet, asket, başiyargıç, devlet, dindar, ekonomi, hayat, hukuk, köle, komutan, kral, KÜLTÜR, meclis, medeniyet, memleket, memur, mısıt, müttefik, ordu, pankuş, parlemento, prensler, rahip, sistem, soylular, tavanana, tüccar, UYGARLIĞI, valilet, vassal, yönetim
Kategori Tarih | Yorum Yok »
27 Şubat 2008
FRİGYALILAR(MÖ. 750-609)
Ege göçleri sonunda MÖ. 1200 yıllarında Anadolu’ya gelerek Anadolu’ya yerleşen Frigler, Hititlerin yıkılmasıyla 750 yıllarında Gordion(Ankara Polatlı) merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Gordios’tur. Devletin en önemli hükümdarı Midas’tır. Frigler savaşçı bir devlettir. Hititlerle savaşarak, onların topraklarınının büyük bir kısmını ele geçirmişlerdir. Asurlarla Anadolu hakimiyeti için savaşmışlardır. Kimmer, Lidya ve Pers saldırıları sonunda yıkılmışlardır.
Frigler, çok tanrılı dine sahipti. Tarım ve hayvancılığa çok önem vermişlerdir. Dokumacılık, kuyumculuk ve madencilikle de ilgilenmişlerdir. Fenike alfabesini kullanmışlardır. İlk hayvan öykülerini yazmışlar ve Fabl ismi verilen hikayeleri oluşturmuşlardır. Kerpiç ve tahta evleri vardı. Dokuma ve süslemecilik alanında ilerideydiler.
Etiketler: anadolu, ankara, asur, ege, Frigya, Frigyalılar, göç, gordios, hakimiyet, hitiler, kimmer, kurucusu, lidya, midas, pers, polatlı
Kategori Tarih | Yorum Yok »
27 Şubat 2008
LİDYALILAR(MÖ.7.YY -MÖ.546)
MÖ. 1200 yıllarında Anadolu’ya gelerek, Batı Anadolu Bölgesi’nde yer alan Büyük ve Küçük Menderes ile Gediz ırmakları arasındaki verimli topraklara yerleşmişlerdir. MÖ.7.YY’ da kral Giges tarafından Sard(Manisa-Salihli) merkez olmak üzere kurulan bir devlettir. Kuruldukları yıllarda Hitit ve Frigyalılarla savaşmışlar ve onların elinde olan Batı Anadolu topraklarını ele geçirmişler ve Kimmerlerin Frigleri yıkmasıyla, bağımsız olarak devletlerini kurdular. MÖ. 585 yılında Medlerle yaptıkları antlaşmayla Kızılırmak’a kadar sınırlarını genişlettiler. Kroisos(Karun) döneminde, devlet en parlak dönemini yaşadı. Ülke altın ile doldu. Bilgin, filozof ve şairlere önem verildi. Güçlü bir ordu yerine, zayıf bir ordu(paralı) oluşturuldu. Bu da ülkenin savunulmasını güçleştirdi. Persler ile yaptıkları savaşı kaybeden Lidyalılar yıkıldı(MÖ.546). Anadolu tamamen Pers hakimiyetine girdi. Daha çok ticaretle uğraşan bu uygarlık, Efes’ten başlayıp, Sard’dan geçerek, Asurluların başkenti Ninova’ya kadar ulaşan Kral Yolu’nu yapmışlardır. Bu yol üzerinde konaklama yerleri yaptırdılar. Ticaret ile uğraşmaları sonucunda tarihte ilk madeni parayı icat ettiler. Böylece değiş-tokuş usulünün yerini para almış oldu. Mısır, Asur, Yunan ve İskit devletleriyle ticaret yapmışlardır. Çok tanrılı dini inanışları vardı. Altın, Mücevher işlemeciliği, dokumacılık, çömlekçilik, deri ve maden işlemeciliği, tarım ve ticaret ile geçimlerini sağladılar. Fenike Alfabesini kullandılar.
Etiketler: anadolu, antlaşma, bağımsız, batı, bölge, devlet, frigler, giges, kimmerler, kral, lidya, lidyalılar, manisa, medler, merkez, salihli, sard, savaş, toprak
Kategori Tarih | Yorum Yok »
27 Şubat 2008
İYONYALILAR(MÖ.1200-MÖ.7.YY)
MÖ. 1200 Ege göçleriyle Anadolu’ya gelen İyonyalılar, Foça, ile İzmir arasındaki bölgeye yerleşerek, İzmir, Foça, Efes, Milet ve Bergama gibi şehir devletlerini oluşturdular. Denizcilik, ticaret ve sanat alanında başarı elde etmişlerdir. Şehir devletleri arasında kopukluk olduğu için güçlü bir devlet kuramamışlardır. Lidyalılar, İyonyalıların kara ticaretini engellemesinden dolayı, İyonlar deniz ticaretine yönelmişlerdir. Ege ve Karadeniz’de deniz kolonileri(ticari sömürge) kurmuşlardır. MÖ. 7.YY’da Lidya egemenliğine girmişler, daha sonra da Pers(İran) egemenliğine girmişlerdir.
Bilim ve tekniğe önem veren İyonyalılar, Ölümden sonraki yaşama inanmamışlar ve bu dünya için çalışmışlardır. Fenike Alfabesi’ni ve oluşturdukları İyon Alfabesini kullanmışlardır. Ünlü filozof ve bilginler yetişmiştir. Tales, Matematik ve Astronomi alanında, Pisogor, Matematik ve Geometri alanında yetişmiştir. Miletli Anaksimenes’de ünlü düşünürlerdendir. Pisagor dünyanın yuvarlaklığını keşfetmiş, Tales, güneş tutulmasını hesaplamış ve dünyanın ana maddesinin su olduğunu ileri sürmüş, Pisagor, Matematik ve Geometri alanında ün salmış, Aksimenes, her şeyin havadan meydana geldiğini söylemiştir.
Efes’teki Artemis ve Didim’deki Apollo tapınakları İyonlara aittir.
İyonlar; tahtadan, kerpiçten ve taştan evler, mermerden heykeller yapmışlardır
Etiketler: anadolu, aşırı, bergama, bölge, deniz, devlet, efes, ege, foça, göç, güç, iyonya, iyonyalılar, izmir, kara, karadeniz, koloni, lidyalılar, milat, milet, şehir, sömürge, Tarih, ticeret
Kategori Tarih | Yorum Yok »