‘Tarih’ Kategorisi için Arşiv
Cumartesi, 01 Mart 2008
. Destan
Destan, svaş, göç, tabii afetler gibi milletlerin hayatında derin izler bırakan tarih olaylarının, millî kahramanların ve bu kahramanların olağanüstü motiflerle süslenerek anlatıldığı uzun manzum hikâyelerdir.
Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir.
Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı; Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır.
a. Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır.
b. Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihî önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler
c. Manzum hikâyelerdir.
d. Destanlarda olağan üstü olaylar ve olağan üstü özellikte kahramanlar vardır.
e. Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.
f. Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır.
g. Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.
h. Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir.
i. Türk destanlarının bir özelliği de destanlarda geçen olayların tarihî olaylarla paralellik göstermesidir.Destanlardan birtakım olağanüstülükler çıkarılınca tarihe kaynaklık edebilecek bilgilere ulaşabiliriz.
j. Destanlar epik şiir olarak değerlendirilirler.
k. Türk destanları zamanında yazıya dönüştürülememesi sebebiyle elimize bir bütünlük içinde ulaşmamışlardır.
Destanların Oluşabilmesi İçin Gereken Şartlar:
a. Destanın oluşabilmesi için milletlerin tarihin en eski devirleinde yaşamış olmaları,
b. Söz konusu dönemde ulusun kuşaklar boyunca hatırlayacağı, hafızalardan silinmeyen büyük savaşlar, göçler, salgın hastalıklar, felaketler görmesi ,
c. Ulusun dilinin destan söyleyecek olgunlukta ve işleklikte olması gerekir.
Destan Çeşitleri
a. Doğal (Tabii) Destanlar : Çok eski devirlerde ulus vicdanında derin izler bırakan, bir tarih ya da toplum olayının yine o devirlerde ulusal bir ozan ya da çeşitli saz şairleri tarafından işlenip sonra kuşaktan kuşağa aktarılarak anonim bir kimlik kazanmasıyla oluşan manzum ürünlere denir.
b. Yapma (Sun’i) Destanlar : Önemli bir olayın belirli bir çağda adı bilinen bir şair tarafından doğal destanlara benzetilmesi suretiyle ortaya çıkan destanlardır.
a. Bir Âşık edebiyatı ürünüdür.
b. Nazım şekli bakımından koşma gibidir.c. Nazım birimi dörtlüktür.
d. Hece ölçüsünün 11’li ya da 8’li kalıbıyla yazılır.
e. Dörtlüklerin sayısı anlatılan olayın uzunluğuna bağlıdır. Kimi destanlarda dörtlük sayısı 100’ü geçer. Destanlar bu özellikleriyle koşmalardan ayrılır.
f. Kafiye düzeni şöyledir: baba-ccca-ddda-eeea
g. Halk edebiyatının en uzun nazım şeklidir.
İlk Türk Destanları
a. Altay-Yakut:
Yaradılış Destanı
b. Sakalar Dönemi:
Alp Er Tunga Destanı0
Şu Destanı
c. Hun Dönemi:
Oğuz Kağan Destanı
Attila Destanı
d. Köktürk Dönemi:
Bozkurt Destanı
Ergenekon Destanı
e. Uygur Dönemi:
Türeyiş Destanı
Mani Dininin Kabulü Destanı
Göç Destanı
Dünya Destanlarından Örnekler
a. İran Destanı : Şehname (Firdevsî)
b. Yunan Destanları : İlyada ve Odysseia (Homeros)
c. Sümer-Asur-Babil : Gılgamış
d. Japon : Şinto
e. Rus : İgor
f. Fin : Kalavela (Lönnrof)
g. Hint : Ramayana ve Mahabarata
h. Alman : Nibelungen
Etiketler: destanları, türk
Kategori: Edebiyat, Tarih | Yorum Yok »
Cumartesi, 01 Mart 2008
Edebiyat tarih ile sıkı ilişkilidir, gerek geçmişte yazılmış tarihi romanlar vasıtasıyla olsun gerekse de geçmişte yaşamış insanların dil araştırmaları üzerine bize geçmişteki insanların iletşimin yanında yazmış oldukları hatıratlarıyla birçok bilgi verir. Bu hatıratların çözümlenmesiyle geçmiş insanların yaşayışları hakkında bilgi ediniriz, bunun yanında tarihi nitelikteki romanlarlada geçmişde olmuş olaylar hakkında bir bilgi sahibi oluruz. yorumlayarak daha geniş bilgiye sahip olabilirsiniz
Etiketler: Edebiyat, ilişkisi, Tarih
Kategori: Edebiyat, Tarih, Türkçe | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
TARİH NEDİR?
Tarih; Geçmişte yaşamış olan insanların, savaşlarını, anlaşmalarını, kültürlerini, uygarlıklarını, yaşayışlarını yer, zaman ve kişi belirterek, kaynaklara dayalı olarak, sebep - sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen bir bilim dalıdır.
Tarih, gerçekleşmiş olaylarla ilgilenir. Tarihi diğer bilimlerden ayıran birçok farklılık vardır. Bunlar arasında; Tarihi olaylar hiçbir zaman deneye ve gözleme tabi tutulamaz. Tarihi olaylar aynısıyla tekrar etmez. Ancak bir benzeri olay olabilir. Tarih Tekerrür(Tekrar) edemez. Bazen duyarız, tarih tekerrür etti diye. Bu yanlıştır. Tarihi olayları; deney yoluyla incelemek isteseydik, o olayın yaşandığı zamanın şartları nasıl sağlanacaktı? O olayda yer alan kişiler nasıl bulunacaktı? …
Tarih, geçmişi anlatır > Bugünü aydınlatır > Geleceğe yön verir.
Tarihi olaylar incelenirken birçok yöntem kullanılır. Bunlar; kaynak araştırma, kaynak tasnifi, kaynak tahlili, kaynak tenkidi, kaynakların sentezi ve sonuçtur.
Tarih denildiği zaman ise; Haberci Tarih, Hikayeci Tarih, Öğretici Tarih, Sosyal Tarih, İlmi Tarih, Siyasal Tarih, Kültürel Tarih gibi tarih alanları aklımıza gelir.
Tarihi olaylar araştırılırken, diğer bilimlerde olduğu gibi başka bilimlerden de faydalanılır.
Tarihe Yardımcı Bilimler:
1- Antropoloji: Soyları inceleyen bilimdir.
2- Arkeoloji: Kazılarda çıkan belgeleri inceleyen bilimdir.
3- Antroponomi: Kişi isimlerini inceleyen bilimdir.
4- Coğrafya: Yeryüzün ve iklim özelliklerinin insanlar üzerindeki etkilerini inceleyen bilimdir.
5- Diplomatik: Resmi belgeleri inceleyen bilimdir.
6- Epigrafya: Kitabeleri inceleyen bilimdir.
7- Etnografya: Kültürleri inceleyen bilimdir.
8- Filoloji: Dilleri inceleyen bilimdir.
9- Heraldik: Mühürleri inceleyen bilimdir.
10- Hidrografya: Suları inceleyen bilimdir.
11- Karbon 14 Metodu: Yaş hesaplayan bilimdir.
12- Kronoloji: Takvim ve zaman bilimidir.
13- Nümizmatik: Eski paraları inceleyen bilimdir.
14- Onomastik: İsim bilimidir.
15- Psikoloji: İnsanların ruhi durumunu ve karakterini inceleyen bilimdir.
16- Secere(Soy Kütüğü): İnsanların soylarını inceleyen bilimdir.
17- Paleografya: Eski yazıları inceleyen bir bilimdir.
18- Sigolografi: Armaları inceleyen bir bilimdir.
19- Sosyoloji: İnsanları ve toplumları inceleyen bir bilimdir.
20- Toponomi: Yer isimleri bilimidir.
Etiketler: 14, Antropoloji, Antroponomi, Arkeoloji, Coğrafya, Diplomatik, Epigrafya, Etnografya, Filoloji, Heraldik, Hidrografya, Karbon, KOLLARI, Kronoloji, Metodu, NEDİR, Nümizmatik, Onomastik, Paleografya, Psikoloji, Secere, Sigolografi, Sosyoloji, Tarih, Toponomi, YARDIMCI
Kategori: Tarih | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
HİTİTLER(MÖ. 2000-MÖ. 700)
Hititler MÖ. 2000′li yıllarda Hattuşaş(Boğazkale) merkez olmak üzere, Labarna tarafından kurulmuş bir uygarlıktır. Bu devletin Karadeniz’in kuzeyinden(Kafkaslar) Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Ülke prensler(kral) tarafından yönetilmekteydi. Hükümdarın eşi olan Tavananna denilen prensesler de yönetimde söz hakkına sahipti. Anadolu da köklü bir kültür oluşturan Hititler, çevrelerinde kurulan medeniyetlerden etkilenmişlerdir. Doğal olarak, onları da etkilemişlerdir. Kızılırmak kıvrımı etrafında yaşayan Hititler, daha sonra Anadolu’nun büyük bir kısmına sahip oldular. Devlet, Eski Devlet, Yeni Devlet ve Geç Hitit Şehir Devletleri olmak üzere üç dönem yaşadı. Suriye hakimiyeti için Mısırlılarla savaşlar yapılmış(MÖ.1280-1296), savaş sonunda tarihe ilk yazılı antlaşma olarak geçen Kadeş Antlaşmasını imzalamışlardır. Bu antlaşma ile; Kuzey Suriye ve Kadeş, Hititlere verildi. Kadeş’in güneyinde kalan Suriye toprakları ile Filistin, Mısırlılara bırakıldı. Devlet yönetimini kolaylaştırmak için Pankuş ismi verilen meclis oluşturmuşlardır. Hitit kralları, hakimiyetin tanrı tarafından verildiğini düşünüyorlar ve tanrıya hesap vereceklerini düşünüyorlardı. Bu sebeple, yaşadıkları önemli olayları, savaşları, barışları… Anal ismi verilen yıllıklara yazmışlardır. Böylece ilk Tarih yazıcılığı başlamış oldu. Frigler, Urartular ve Asurlar’ın saldırıları sonunda Hititler MÖ. 700′ler de yıkıldı. Hitit toprakları yağmalandı. Batı topraklarını Frigler, Doğu topraklarını Urartular ele geçirdi. Daha sonra Anadolu’ya giren Asurlar ise tamamını ele geçirdi.
Etiketler: anadolu, boğazkale, çevre, doğal, hattuşaş, hitit, Hititler, hüküm, hükümdar, karadeniz, KÜLTÜR, medeniyet, milat, prensler, tavananna, ülke
Kategori: Tarih | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
ANADOLU KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
ANADOLU DA KURULAN UYGARLIKLARIN KÜLTÜR VE MEDENİYETLERİ
DEVLET YÖNETİMİ
Hititlerde:
Başta kral bulunurdu (-Baş yargıç -Baş Rahip -Baş Komutandı)
Pankuş (Hititlerde Meclis)-(Parlâmento)
Tavanana (Hititlerde kraliçe)
MEMLEKET YÖNETİMİ
Kralın yanında memurlar sınıfı ile asillerden oluşan meclisler vardı. İlleri yönetmekle valiler (prensler) görevlendiriliyordu. Hititlere bağlı devletler üç gruba ayrılırdı:
1- Müttefik devlet
2- Tabii devlet
3- Vassal (bağlı) devlet
SOSYAL SINIFLAR
Sosyal sınıflar ülke genelinde soylular, rahipler, hürler, namralar (hür-köle arası sınıf) ve kölelerden oluşurdu. Soylular çok geniş imtiyazlara sahipti. En yüksek makamlara getirilir ve en geniş topraklara sahip olurlardı. Şehirlerde halk hürlerden (asiller, rahipler, askerler, memurlar, tüccarlar ve köylüler ) ve kölelerden oluşurdu. Anadolu’da yaşayan toplumlar fazla dindar olmadıkları için, Rahipler, Mısırdaki gibi nüfuz kazanamamışlardır.
Köleler:
Savaş esirlerinden oluşurdu. Tarım işlerinde çalışırlardı. Bedel ödeyerek hürler sınıfına geçebilirlerdi. Belli ölçüde mal-mülk sahibi olabilirlerdi. Yarı insan kabul edildiklerinden cezalar hürlere oranla yarı yarıya uygulanırdı.
ORDU SİSTEMİ
Eli silah tutan herkes silah altına alınırdı. Kralın, prenslerin ve valilerin özel orduları vardı.
Gerekirse ücretli askerler de orduya alınırdı. Ordu yaya ve arabalardan oluşurdu.
HUKUK SİSTEMİ
Hititlerde adaletin sembolü güneştir. İlk kanun koyucu devletlerden biridir. Aile hukuku (miras) düzenlenmiştir (medeni ilk yasa). Hititlerde mülkiyet hakkı ve kölenin modern hukuku vardı. Kanunlar insancıldır. Tazminat cezaları ağırlıktadır (bu konuda Sümerlerden etkilenilmiştir). En ağır cezalar Krala ve devlete başkaldırmaktır. (cezası ölümdür).
EKONOMİK HAYAT
Topraklar kralın malı sayılır ve kral adına ekilirdi. Buna karşılık özel mülkiyete de izin verilmiştir. Tarım, hayvancılık, madencilik, dokumacılık ve ticaret başlıca geçim kaynağıydı.
Ticari hayat gelişmişti. Anadolu, Kuzey Suriye ve Mezopotamya arasında ticaret gelişmişti.
YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Hitit ve Urartular, Asur çivi yazısını; Frig, Lidya ve İyonlar, Fenike alfabesini kullanmışlardır.
Hititler edebiyatın çeşitli dallarında eserler vermişlerdir. Bunların başında tanrılarına hesap verdikleri anallar ile destanlar gelir. Mezopotamya’dan etkilenilerek destanlar ve masallar kaleme almışlardır Bu destanların başında Kumarbi Destanı gelir. Gılgamış Destanı Hititçe’ye çevrildi. Hititlerin Kumarbi Destanı Yunanlıları etkilemiştir (Yunan şairi Hesidos’un Teogonya destanına ilham vermiştir). Çivi yazısını Asurlular dan alarak kullanmışlardır. Çivi yazısının yanında geliştirdikler kendi Hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır.
DİNİ İNANIŞ
Hititler başta olmak üzere Anadoludaki tüm uygarlıkların binlerce tanrısı vardı (en ünlü tanrıları fırtınalar tanrısı Teşup ile karısı Hera idi).
Lidyalılar, Kibele, Artemis, Zeus ve Apollu gibi Yunan tanrılarına tapmışlardır. Anadolu uygarlıkları, tanrılara kurban keserek, yiyecek ve içecek sunarak taparlardı.
Hititlerin ve iyonların ahiret inancı zayıftı. Urartular, ahirete inandıklarından mezarlarını oda ve ev şeklinde yaparak, içlerine eşyalar koymuşlardır.
BİLİM
Anadolu’da gelişen bilim, kendisinden önceki Mezopotamya ve Mısır uygarlıkların yanında Hititlerde Tarihçilik çok ileri bir seviyedeydi.
Anadolu’da bilim, İyonya da ileri bir seviyedeydi. İyonya’nın zenginliği, coğrafi durumu ve dış dünyayı tanımaları ve kısmen özgür şehir yönetimleri bilim ve kültür hayatını geliştirmiştir.
Yunanistan’a tesir eden iyon kültürü, Avrupa kültürünün temelini oluşturmuştur.
Özgür düşünce felsefenin doğmasına neden olmuştur.
Pisagor, matematik ve geometriye bilimsellik kazandırmıştır.
MİMARİ YAPI
Evler, saraylar ve tapınaklar yapmışlardır (dini mimari gelişti). Hititlerin İveriz Kabartmaları ünlüdür (taş işçiliği). Kral Midas’ın mezarı Frigler in en ünlü mimari eserlerdir. Heykeltıraşlıkta ileri giderek Tanrı heykelleri ve Kabartmalar yapmışlardır. Taştan ve tunçtan heykeller (sfenks: insan başlı aslan) yapmışlardır.
Etiketler: anadolu, asillet, asket, başiyargıç, devlet, dindar, ekonomi, hayat, hukuk, köle, komutan, kral, KÜLTÜR, meclis, medeniyet, memleket, memur, mısıt, müttefik, ordu, pankuş, parlemento, prensler, rahip, sistem, soylular, tavanana, tüccar, UYGARLIĞI, valilet, vassal, yönetim
Kategori: Tarih | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
FRİGYALILAR(MÖ. 750-609)
Ege göçleri sonunda MÖ. 1200 yıllarında Anadolu’ya gelerek Anadolu’ya yerleşen Frigler, Hititlerin yıkılmasıyla 750 yıllarında Gordion(Ankara Polatlı) merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Gordios’tur. Devletin en önemli hükümdarı Midas’tır. Frigler savaşçı bir devlettir. Hititlerle savaşarak, onların topraklarınının büyük bir kısmını ele geçirmişlerdir. Asurlarla Anadolu hakimiyeti için savaşmışlardır. Kimmer, Lidya ve Pers saldırıları sonunda yıkılmışlardır.
Frigler, çok tanrılı dine sahipti. Tarım ve hayvancılığa çok önem vermişlerdir. Dokumacılık, kuyumculuk ve madencilikle de ilgilenmişlerdir. Fenike alfabesini kullanmışlardır. İlk hayvan öykülerini yazmışlar ve Fabl ismi verilen hikayeleri oluşturmuşlardır. Kerpiç ve tahta evleri vardı. Dokuma ve süslemecilik alanında ilerideydiler.
Etiketler: anadolu, ankara, asur, ege, Frigya, Frigyalılar, göç, gordios, hakimiyet, hitiler, kimmer, kurucusu, lidya, midas, pers, polatlı
Kategori: Tarih | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
LİDYALILAR(MÖ.7.YY -MÖ.546)
MÖ. 1200 yıllarında Anadolu’ya gelerek, Batı Anadolu Bölgesi’nde yer alan Büyük ve Küçük Menderes ile Gediz ırmakları arasındaki verimli topraklara yerleşmişlerdir. MÖ.7.YY’ da kral Giges tarafından Sard(Manisa-Salihli) merkez olmak üzere kurulan bir devlettir. Kuruldukları yıllarda Hitit ve Frigyalılarla savaşmışlar ve onların elinde olan Batı Anadolu topraklarını ele geçirmişler ve Kimmerlerin Frigleri yıkmasıyla, bağımsız olarak devletlerini kurdular. MÖ. 585 yılında Medlerle yaptıkları antlaşmayla Kızılırmak’a kadar sınırlarını genişlettiler. Kroisos(Karun) döneminde, devlet en parlak dönemini yaşadı. Ülke altın ile doldu. Bilgin, filozof ve şairlere önem verildi. Güçlü bir ordu yerine, zayıf bir ordu(paralı) oluşturuldu. Bu da ülkenin savunulmasını güçleştirdi. Persler ile yaptıkları savaşı kaybeden Lidyalılar yıkıldı(MÖ.546). Anadolu tamamen Pers hakimiyetine girdi. Daha çok ticaretle uğraşan bu uygarlık, Efes’ten başlayıp, Sard’dan geçerek, Asurluların başkenti Ninova’ya kadar ulaşan Kral Yolu’nu yapmışlardır. Bu yol üzerinde konaklama yerleri yaptırdılar. Ticaret ile uğraşmaları sonucunda tarihte ilk madeni parayı icat ettiler. Böylece değiş-tokuş usulünün yerini para almış oldu. Mısır, Asur, Yunan ve İskit devletleriyle ticaret yapmışlardır. Çok tanrılı dini inanışları vardı. Altın, Mücevher işlemeciliği, dokumacılık, çömlekçilik, deri ve maden işlemeciliği, tarım ve ticaret ile geçimlerini sağladılar. Fenike Alfabesini kullandılar.
Etiketler: anadolu, antlaşma, bağımsız, batı, bölge, devlet, frigler, giges, kimmerler, kral, lidya, lidyalılar, manisa, medler, merkez, salihli, sard, savaş, toprak
Kategori: Tarih | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
İYONYALILAR(MÖ.1200-MÖ.7.YY)
MÖ. 1200 Ege göçleriyle Anadolu’ya gelen İyonyalılar, Foça, ile İzmir arasındaki bölgeye yerleşerek, İzmir, Foça, Efes, Milet ve Bergama gibi şehir devletlerini oluşturdular. Denizcilik, ticaret ve sanat alanında başarı elde etmişlerdir. Şehir devletleri arasında kopukluk olduğu için güçlü bir devlet kuramamışlardır. Lidyalılar, İyonyalıların kara ticaretini engellemesinden dolayı, İyonlar deniz ticaretine yönelmişlerdir. Ege ve Karadeniz’de deniz kolonileri(ticari sömürge) kurmuşlardır. MÖ. 7.YY’da Lidya egemenliğine girmişler, daha sonra da Pers(İran) egemenliğine girmişlerdir.
Bilim ve tekniğe önem veren İyonyalılar, Ölümden sonraki yaşama inanmamışlar ve bu dünya için çalışmışlardır. Fenike Alfabesi’ni ve oluşturdukları İyon Alfabesini kullanmışlardır. Ünlü filozof ve bilginler yetişmiştir. Tales, Matematik ve Astronomi alanında, Pisogor, Matematik ve Geometri alanında yetişmiştir. Miletli Anaksimenes’de ünlü düşünürlerdendir. Pisagor dünyanın yuvarlaklığını keşfetmiş, Tales, güneş tutulmasını hesaplamış ve dünyanın ana maddesinin su olduğunu ileri sürmüş, Pisagor, Matematik ve Geometri alanında ün salmış, Aksimenes, her şeyin havadan meydana geldiğini söylemiştir.
Efes’teki Artemis ve Didim’deki Apollo tapınakları İyonlara aittir.
İyonlar; tahtadan, kerpiçten ve taştan evler, mermerden heykeller yapmışlardır
Etiketler: anadolu, aşırı, bergama, bölge, deniz, devlet, efes, ege, foça, göç, güç, iyonya, iyonyalılar, izmir, kara, karadeniz, koloni, lidyalılar, milat, milet, şehir, sömürge, Tarih, ticeret
Kategori: Tarih | Yorum Yok »
Çarşamba, 27 Şubat 2008
İNNDİR
TEŞEKKÜRÜ ESİRGEMEYİN!
Tarih Bilimine Giriş
İlkçağ Medeniyetleri
İslamiyet’ten Önceki Türk Tarihi
İslâm Tarihi
Türk Dünyası
Ortaçağ’da Avrupa
Türkiye Tarihi
Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Devri
Osmanlı Devleti’nin Yükselme Devri
Osmanlı Kültür ve Medeniyeti
Yeniçağ’da Avrupa
XVII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu
XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu
XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Islahat Hareketleri
Avrupa Tarihi
XIX. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu
XIX. Yüzyıl Islahatları
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı İmparatorluğu
Mondros Ateşkesi ve Sonrasındaki Gelişmeler
Kurtuluş Savaşı’na Hazırlık Dönemi
TBMM Dönemi
Kurtuluş Savaşı
İnkılâplar
Atatürk Dönemi’nde Türkiye’nin Dış Politikası
Atatürk İlkeleri
Milli Güvenlik Bilgisi
Etiketler: bilim, indir, islam, islamiyet, lise, medeniyet, ödev, Tarih, türk
Kategori: Tarih | Yorum Yok »